İş arama ve değiştirme sürecinde ne yapmanız gerekiyor?

Şimdiye kadar hayalindeki işi bulamamış ya da kariyerine istediğin şekilde yön verememiş olabilirsin. Bugüne kadar duyup da önemsemediğin bazı kilit adımlar, iş arama ya da mevcut işini değiştirme sürecinde seni hayal ettiğin noktaya taşıyabilir. İşte iş arama ve iş değiştirme sürecinde uygulayabileceğin basit adımlar…

Kariyerimizde, isteyerek ya da isteğimiz dışında bir değişiklik yapmamız gerektiğinde, üzerinde çalışmamız gereken ilk nokta enerji seviyemizdir. Sevmediğimiz bir işte uzunca bir süredir çalışıyorsak ya da yeni bir iş arıyorsak enerji düşüklüğü kaçınılmaz oluyor. Kariyerimizde yeni bir atılım için enerjimizi hızla geri kazanmaya çalışmalı ve bir sonuç odaklı bir plan dahilinde ilerlemeliyiz. Maddi kaygılarla, mevcut işimizden ayrılır ayrılmaz ya da bir an önce işe girme arzumuz sebebiyle kendimize vakit ayırmayı ihmal ettiğimizde hedefimize ulaşma süremiz kaçınılmaz olarak uzuyor. Paylaştığım durumların haricinde mevcut kariyer sürecinizde de verimliliğinizi arttıracak önerilerimi aşağıda bulabilirsiniz.

Mekan değiştirmenin gücüne inanın

Danışanlarımdan son yıllarda tatile çıkma fırsatı bulamadıklarını ya da tatillerinin kısa süreli olması nedeniyle yeterince dinlenemediklerini duyuyorum. Sayısız kez deneyimlediğim üzere günübirlik bile olsa mevcut ortamınızı değiştirmek, zihnimizde dönüp duran negatif düşüncelerden ve takıldığımız noktalardan uzaklaşmamızı sağlıyor. Hele bir de konaklama şansımız varsa, farklı bir yerde uyanmak ve orada günü geçirmek kendimizi yenilemek adına çok daha etkili oluyor. Eskilerin dediği gibi mekan değiştirmekte gerçekten ferahlık var. Çinli bir bilge de bu yaklaşımı destekler nitelikte şöyle bir söz söylemiş: “Düşüncelerin kısalıyorsa uzun bir yolculuğa çık.”

Yeterince dinlenin

Bir diğer önemli konu ise uyku. Ne ilginçtir ki telefonumuzun şarjı azaldığında şarj etme konusunda oldukça hassas davranıyoruz ancak iş kendimize gelince aynı önemi maalesef göstermiyoruz. Uyku konusunda birkaç noktaya dikkat ederek yaşam kalitemizde ve kariyerimizde hızla etkisini görebiliriz. Çevremdeki pek çok kişiden sabahları yataktan kalkmakta zorlandıklarını, çeşitli ağrılar çektiklerini, uykularını alamadıklarını duyuyorum. Öncelikle yattığımız odanın iyi havalandırılmış olması ve uyku sırasında elektromanyetik etki altında kalmamamız için cep telefonu, televizyon, bilgisayar, modem gibi cihazların bulunmaması, en azından kapalı konumda olması çok büyük önem taşıyor. Bazı tanıdıklarım alarm özelliği sebebiyle bırakın telefonu yatak odası dışında bulundurmayı yastığının altına ya da başucuna koymak gibi oldukça sakıncalı bir davranış sergiliyor. Piyasada çok uygun ücretlere satılan çalar saatlerden alarak sağlığınıza ve uyku kalitenize yönelik bu tehdidi kolaylıkla ortadan kaldırabilirsiniz. Sürekli açık olan ve bütün eve kablosuz yayın yapan modem için de uygulayabileceğiniz bir çözüm mevcut. Bunlardan biri kablolu modem kullanmak. Diğeri ise zamanlayıcı özelliği bulunan bir modem tercih etmek. Böylece kullanmadığınız saatlerde modemin kapalı duruma geçmesini sağlayarak hem enerji tasarrufu sağlayabilir hem de sağlığınızı koruyabilirsiniz. Bunların yanı sıra uyuduğunuz ortamda ışık bulunması da uyku kalitesini ciddi oranda düşürmekte.

Ne yediğinize dikkat edin

Yoğun stres altında çalışan ve yorgunlukları her halinden belli olan kişilerle bir araya geldiğimde, merak ettiğim ilk konu öncelikle beslenme tarzları oluyor. Aldığım yanıtların pek çoğunda, günün en önemli öğünü olan kahvaltıyı atlayanların yanı sıra bunu hamur işleriyle geçiştirenler de azımsanmayacak düzeyde. Güne güçlü bir başlangıç yapmak ve gün içindeki verimliliğimizi artırmak için kahvaltının doğru bir şekilde yapılması çok önemli. Çalışanlar, öğle yemeğinde kimi zaman iş yoğunluğu nedeniyle ayaküstü hızlı bir şekilde atıştırılan, besin değerleri açısından oldukça zayıf olan fast food tarzı gıdalarla kimi zaman da bol ekmek, tuz, yağ ve tatlı içeren gıdalarla beslendiklerini söylüyor. Bu tür bir beslenme tarzı vücudumuzun ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri karşılamaktan bir hayli uzak olduğu için stres, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve sağlık problemleri bu süreçte kaçınılmaz oluyor. Hâlbuki salata, mümkün mertebe az tuzlu ve az yağlı olarak hazırlanmış mevsim sebzelerini içeren yemekler yenilse, tatlı yerine meyve tercih edilse sağlığımızı ve gün içindeki enerjimizi korumamız çok daha kolay olur. Sağlığımız üzerindeki en kritik noktalardan bir diğeri olan “su” konusunu da ayrıca vurgulamak istiyorum. Su içmenin akıllarına gelmediğini söyleyerek bir bardak suyla bütün gününü geçirenlerin olduğunu biliyorum. Su yerine asitli içecekleri tercih ettiklerini söyleyerek günlük su ihtiyaçlarını telafi ettiklerini söyleyenlerin de bu konu üzerinde daha kapsamlı düşünmelerini tavsiye ederim. Vücuttaki su miktarı azaldığında beynimiz de bundan nasibini alıyor ve negatif düşünceler üretmeye daha yatkın hale geliyor. Su içmeme alışkanlık haline geldiğinde durum depresyona doğru gidiyor. Aslında işyerindeki günlük koşturmacanın içerisinde yeterli miktarda su tüketmenin çeşitli yolları var. Örneğin, telefonunuza ya da bilgisayarınıza kuracağınız bir hatırlatma uygulamasıyla belli saatlerde su içmenizi hatırlatan bildirimler alabilirsiniz. Ayrıca günlük tükettiğiniz su miktarını kolaylıkla takip edebilmeniz adına masanızda bir su şişesi bulundurabilirsiniz.

Kendinizi sosyal çevrenizden soyutlamayın

Sıklıkla gözlemlediğim bir diğer durum ise iş arama sürecinde olan kişilerin zamanlarının önemli bir kısmını evde geçirmeleri ve kendilerini sosyal çevrelerinden soyutlamaları… Bu durum hâlihazırda çalışan kişilerde de olabiliyor. Uzun süredir iş arayışında veya iş değiştirme isteğinde olan kişiler, iletişim konusunda diğer insanlarla sınırlı bir ilişki kurabiliyor. Elbette sürekli negatif söylemlerde ve davranışlarda bulunan, bir araya geldiğinizde adeta vampir gibi tüm enerjinizi tüketen insanlarla en az düzeyde görüşmeniz yararınıza olur. Ancak burada dikkat çekmek istediğim nokta, sizi daha da yukarılara taşıyacak insanlarla vakit geçirmeniz. Ünlü girişimci Jim Rohn’un “Siz en çok vakit geçirdiğiniz beş kişinin ortalamasısınız” sözü bu konuyu güzel bir şekilde özetliyor. Oysaki ilgi veya uzmanlık alanınıza giren etkinliklerde yeni insanlarla tanışmanız hayalinizdeki işe kavuşma sürecinizi oldukça kısa ve kolay bir hale getirebilir.

Hareket edin ve enerjinizi koruyun

Özellikle masa başı işlerde, işin doğası gereği sürekli oturarak çalışmak kronik sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor. Buna bir de iş stresini eklediğimizde üzerimizde biriken negatif yükü işten sonraki zaman diliminde boşaltmamız hayati derecede önemli. Bu nedenle gün içerisinde kapalı ortamda bulunmamız sebebiyle temiz hava alabilmemize katkı sağlayacak sportif faaliyetler yararlı olacaktır. Örneğin, servis kullanıyorsanız evinize biraz daha uzak bir noktada inip yürüyebilir ya da evinizin yakınında yürüyüş yapabileceğiniz alanlar bulunuyorsa oraları değerlendirebilirsiniz. Günlük attığınız adım sayısını takip etmeniz ve de hafta sonu planınıza doğada vakit geçirebileceğiniz yerleri eklemeniz size fayda sağlar. Kronik olarak kendinizi tükenmiş hissediyorsanız hayatınızda sürekli ertelediğiniz işleri bir an önce tamamlamanız iyi olacaktır. Ayrıca yaşam enerjinizi çalan bütün şeylerin listesini yapıp bunlardan kurtulmanız da enerjinizi korumayı destekleyecektir.

Herkes aynı yoldan geçiyor

Bugün isimlerini çoğumuzun bildiği, kendi alanlarında başarılı ünlülerin bir kısmı yeni işlerine geçiş zamanını kariyerlerindeki dönüm noktası olarak adlandırırlar. Dünyaca ünlü Walt Disney ilk işinden “yaratıcı olmadığı” için atılır. Oprah Winfrey’nin meşhur başarı hikâyesi yedi yıldır haber muhabiri olarak çalıştığı yerel televizyon kanalından atılmasıyla başlar. O dönemki yöneticisi “hikâyelerine fazla duygusal yaklaştığından” Oprah’nın televizyon sektörüne uygun olmadığına karar vermiştir. Tarihimizin en önemli mucitlerinden Thomas Edison, okulda öğretmenleri tarafından aptal bulunmuş, ilk işlerinde amirleri de kendisinden şikâyetçi olmuşlardır. Harry Potter serisinin başarılı yazarı J.K. Rowling, Amnesty International’da sekreter olarak çalışırken işine son verilmiş, tazminatıyla hayatı boyunca hayal ettiği yazarlık mesleğine geçmeyi başarmıştır.

Yeni işinize geçiş dönemi, her zaman yapmak istediğiniz ancak zaman kısıtlamasından veya var olan düzeninizi bozma ihtimalinden çekinerek bir türlü başlayamadığınız projeler için ideal bir dönem olabilir. Belki de yeni işe geçiş dönemi, hayatınızın en büyük fırsatına dönüşecektir.